Termal Suyun Faydaları
YERİN ALTINDAN GELEN SAĞLIK

Yer üstü zenginlikleri kadar yer altı kaynaklarıyla da dikkat çeken Türkiye, kaplıcaları ve termal tesisleriyle tam bir cazibe merkezi olmaya devam ediyor. Bu uluslararası ilginin odak noktasında ise bir yanında Edremit Körfezi, diğer yanında Kaz Dağları ile turizm cenneti Edremit var.

Su... İçildiğinde hayatî bir fizyolojik ihtiyacı gideren, sesiyle meditasyon etkisi yaratan, ihtiva ettiği mineraller sayesinde sayısız rahatsızlığın hafiflemesine yardımcı olan şifalı sıvı. İnsanlık tarihine her anlamda yön veren su, ilk çağlardan bu yana hayatımızda çok özel bir yer teşkil ediyor. Tıbbın daha gelişmediği dönemlerde su, yaraların ve ağrıların tedavisinde kullanılan bir ilaçtı. Fars tıp adamı İbn-i Sina, kaplıcalar ve şifalı sular üzerine yaptığı araştırmalar sonucunda hangi minerallerin hangi rahatsızlıklara iyi geldiğine dair kapsamlı sonuçlar elde etmişti. Buna göre demir, bakır ve tuzun bir arada olduğu sular eklem ağrılarına; tuzlu sular baş ve göğüs hastalıklarına; kükürtlü sular ise ciltteki yaralara ve çıbanlara iyi geliyordu. Bu tespitlerden elde edilen sonuçlara günümüz araştırmaları ışığında bakıldığında, ortaya hayli dikkat çekici bir paralellik çıkıyor.

*** Biliyor muydunuz?
“Arkeolojik çalışmalara göre termal sular, yaklaşık 5000 yıldır temizlenme, dinlenme, zindeleşme ve tedavi amacıyla kullanılıyor. Bronz çağından bu yana sudan şifa bulan toplumlar arasında Mısırlılar, Kızılderililer, Persler, Romalılar, Makedonlar, hatta Vikingler var.”


HEM BEDENE HEM DE RUHA ŞİFA

“Sudan gelen şifa” olarak adlandırabileceğimiz beş bin yıllık bu antik bilimsel gelenek, günümüz global sağlık politikalarıyla birleşince, 21. yüzyılın yükselen trendinin “termal turizm” olduğunu söylemek pek de yanlış olmaz. Gerçekten de modern tıp, artık hastalıkların iyileştirilmesinden ziyade sağlığın korunmasına odaklanıyor. Dolayısıyla sağlıklı yaşamın önemsenip özendirildiği toplumlarda termal tesisler önemli bir yer tutuyor. Korunmuş bir çevrede, uygun iklim koşullarından, güneşten ve sosyal/fiziksel imkânlardan yararlanarak dinlenmek, zindeleşmek, yıpranmayı dengelemek, tedavi ve rehabilite olmak isteyen insanlar; soluğu termal tesislerde alıyor.
Bu anlamda ülkemiz, muazzam bir potansiyele sahip. Önemli bir jeotermal kuşak üzerinde bulunan Türkiye, son derece zengin doğal kaynakları ve kaplıcalarıyla bir sağlık ve zindelik merkezine dönüşmüş durumda. MTA verilerine göre Türkiye'de sıcaklıkları 20 ila 110 derece arasında, saniyelik debileri de 2 ila 500 litre arasında değişen 1500 civarı doğal termal su kaynağı bulunuyor. Bu kaynakların çok büyük bir kısmının doğal çıkışa sahip olması; kür tedavisi için gerekli olan mineral içeriği yüksek kükürt, tuz ve radon bakımından zengin oluşu; kaynakların yer aldığı bölgelerin iklim açısından uygunluğu sayesinde kür sezonunun uzun tutulabilmesi Türkiye’nin termal turizmdeki başlıca avantajları olarak görülmekte. 300’e yakın jeotermal sahanın yer aldığı ülkemiz, bu kapsamda dünyanın dördüncü; şifalı jeotermal sular ve kaplıcalar açısından da Avrupa’nın öncü ülkelerinden biri olarak konumlanıyor. Dört mevsim boyunca dünyanın dört bir yanından Türkiye’yi ziyarete gelen sayısız turist, ülkemizin eşsiz termal tesislerinde hem bedenlerini hem de ruhlarını şifalandırıyor.


YILDA BİR KEZ KAPLICA KÜRÜ ALIN

Termal suyun tedavi amacıyla kullanılabilmesi için o suyun yer altından çıkan doğal termal su olması gerekir. Ayrıca suyun sıcaklığının 20 derecenin üzerinde bulunması, litresinde ise en az 1 gram mineral olması şarttır. Uzmanlar, kronik rahatsızlığı olan hastaların yanı sıra, herhangi bir sağlık problemi olmayan bireylerin de olası hastalık durumlarında tedaviyi güçlendirmek için yılda bir kez kaplıca kürü almasını öneriyor.
En temel termal tedavi uygulamaları kaplıca banyosu, çamur uygulamaları (peloid), gaz banyosu, içme kürü, solunum kürü (inhalasyon) ve deniz (talassoterapi) kürleridir.

Kültür ve Turizm Bakanlığı, termal turizmi “termal suların, çamurların, kaynağın çevresindeki iklim ve doğa şartlarının beraberinde getirdiği faktörlerin uzman hekimler eşliğinde, fizik tedavi, rehabilitasyon ve egzersiz, diyet gibi tedavilerle beraber gerçekleşen kür uygulamalarını kapsayan turizm hareketi” olarak tanımlıyor.

*** Biliyor muydunuz?
Araştırmalar, su ile özdeşleşen Anadolu kültüründe şifalı sulara kaplıca, ılıca, termal, terme, tuzluca, acıpınar gibi 25 kadar farklı isim verildiğini gösteriyor.


KAPLICA TEDAVİSİNİN YARARLI OLDUĞU DURUMLAR

Solunum sistemi hastalıkları: Astma bronşiyal, kronik bronşit, alerjik üst solunum yolu hastalıkları ve pnömokonyoz. Bu tür hastalıklarda daha çok klimaterapi uygulanır.

Cilt hastalıkları: Egzama, akne, psöriasis, nörodermit, kronik rezidüel ürtiker başlıcalarıdır.

Kadın-doğum hastalıkları: Bu tür hastalıklarda daha çok banyo kürü uygulanmaktadır. Genital organların müzmin hastalıkları, vejetatif over yetmezliği, fonksiyonel sterilite, ameliyat sonrası adhezyon profilaksisi, dismenoreve fluor gibi durumlar bu kategoridedir.

Böbrek ve idrar yolları hastalıkları: Kronik piyelonefrit, kronik sistit, kronik prostatit, böbrek taşları ve fonsiyonel yetmezliktir. İçme kürü, şifalı çamur ve banyo kürü ağırlıklı olarak uygulanmaktadır.

Mide, bağırsak ve metabolizma hastalıkları: Mide hastalıkları, şeker hastalığı, obezite, gut, karaciğer-safra kesesi fonksiyonel yetmezlikleri bu kategoridedir. Bu tür hastalıklarda içme kürleri ve şifalı çamur uygulamaları ağırlıktadır.

Kalp ve dolaşım sistemi hastalıkları: Kompanse kalp yetmezliği, fonksiyonel dolaşım bozukluğu, esansiyel hipertansiyon, varisler, periferik arter hastalıkları, esansiyel hipontansiyon. Bu gibi durumlarda daha çok banyo ve iklim kürleri uygulanır.

Nörolojik hastalıklar: Vasküler nörolojik hastalıklar, merkezi ve periferik kronik inflamatuar hastalıklar, omurga hastalıkları, travmatik lezyonlar, spastik paraliziler, nöro ve myopatiler, inme rehabilitasyonu ve nöro-vejetatif distonidir. Farklı kürlerden yararlanılır.

Kas ve iskelet sistemi hastalıkları: Dejeneratif eklem hastalıkları (kireçlenmeler), yumuşak doku romatizmaları, bazı inflamatuar romatizmal hastalıklar (ankilozan spondilit, romatoid artrit vb.), ortopedik girişimler sonrası, travmalar sonrası yararlanılır. Bu tür hastalıklarda daha çok banyo kürleri uygulanır.


TERMAL TESİSLERİN SAĞLIK AMAÇLI KULLANIM ŞEKİLLERİ

Korunma: Sağlıklı yaşama ve yaşlanma, yaşlanmanın geciktirilmesi, bağışıklığın güçlendirilmesi ve zindelik.
Tedavi: Semptom giderici tedaviler ve kürler, destekleyici bakım programları, yaşam kalitesinini yükseltici faaliyetler ve bedensel sorunlara odaklanma.
Rehabilitasyon: Medikal işlemler, travma ve/veya ameliyat sonrasında; kas-iskelet-sinir sistemi rahatsızlıklarından sonra düzenleyici olarak; kalp damar hastalıklarının ardından; solunum sorunlarından sonra destek amaçlı.
Dinlenme, eğlence ve rekreasyon.
Sosyokültürel / sağlık: Fitness, wellness uygulamaları, obeziteyle mücadele, gevşeme ve esneme egzersizleri, diğer tamamlayıcı ve destekleyici yöntemler.